PEYGAMBERİMİZ, İMAN VE İSTİKAMET
Hayatta varsa da ağlayıp gülmek,
Aslında güzeldir dünyaya gelmek.
Arzulanan en kutlu dilek,
imanla yaşayıp imanla ölmek…
İman; inanmak, tasdik etmek, güvenmek ve güven vermek demektir.
Mü’min, Allah'a ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (a.s.)'in Allah tarafından haber verdiği kesin olarak bilinen şeylerin doğruluğuna tereddütsüz inanıp kabul eden, şeksiz ve şüphesiz tasdik eden kişidir.
Mü’min, inanılması gereken bütün esaslara (Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve kadere) inanan, inandığı değerlere güvenen ve çevresine güven veren insandır.
"Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a iman edin"... (Nisa 4/136). Yani ey mü’minler! Eksik inandınız, yarım inandınız, pazarlıklı inandınız. Duygunuzla, düşüncenizle, ibadetinizle, ticaretinizle ve yaşantınızla tam inanın. İmanınızı muhafaza edin/koruyun. “ Ahir zamanda imanı elde tutmak, kor ateşi elde tutmak gibi olacak.” buyurmuş peygamberimiz. (Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17).
Bugün öyle insanlar var ki; elinden, dilinden, aklından, kalbinden, evinden, işinden hasılı her yerinden şer akıyor. Halbuki peygamberimiz müslümanı: “Müslüman, elinden ve dilinden müslümanların salim ve selamette olduğu kimsedir. Mümin de insanların can ve malları konusunda kendisinden emin ve emniyette oldukları kimsedir.” (Tirmizî, Îmân, 12) şeklinde tanımlamıştır. Böyle mü’minlerin velisi Allahtır:
Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. (Bakara 2/257)
Veli, velâyeti altındaki insanı korur, menfaatini gözetir, yardımcısı olur, tarafını tutar, sahiplenir. Velisi Allah olan bir müminin elbette yolu aydınlık olur, yüce velisi onu cehaletin karanlıklarından imanın aydınlığa çıkarır; kalbi huzurlu ve nurlu, zihni berrak, aklı karışıklıktan uzak olur.
İnsan, imanla yücelir. Kalpler, imanla huzur bulur. Vicdanlar, imanla berraklaşır. Akıllar, imanla durulur. Kabirler, imanla aydınlanır. Mahşer, imanla feraha erer. Sırattan imanla geçilir. Cennete imanla girilir.
- Şüphesiz "Rabbimiz Allah'tır" deyip te, sonra istikamet üzere dosdoğru olanların üzerine akın akın melekler iner ve: "Korkmayın, üzülmeyin, size (dünyada iken) va’dedilen cennetle sevinin!" (Fussilet 41/30) derler.
İmanda istikamet, Allah’a ve Allah’ın indirdiklerine inanmak, hiçbir şeyi O’na ortak koşmamaktır. İmanla verilen söze sadık kalmaktır.
İbadette istikamet, ٓsadece Allah’a kulluk etmek, samimi olmak, Allah’ın rızasını her şeyin üstünde tutup riya ve gösterişten uzak durmaktır.
Ahlakta İstikamet, Özümüzle sözümüzle, tüm benliğimizle dürüst olmaktır. Hakkın ve haklının yanında durup hakikati söylemektir. Helalinden kazanıp kazancına haram bulaştırmamaktır. Kul ve kamu hakkını gözetmektir. Hesabı verilebilir bir hayat yaşamak, Peygamberimiz gibi emin ve güzel bir ahlaka sahip olmaktır.
Ne mutlu, Allah’ın rızası doğrultusunda istikamet üzere olanlara. Ne mutlu, imanını ibadet ve ahlak ile süsleyenlere. Ne mutlu, "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol." (Hûd, 11/112.) ayetine uygun bir yaşam sürenlere...
Emir VERAN
İlçe Müftüsü