Aydınoğlu Mehmet Bey Camii (Ulu Cami)
Dünyada ve ülkemizde ender yapılardan birisi olan Birgi’nin simgesi durumunda olan Ulu Camii Birgi’nin ortasından geçen derenin sol tarafında, hafif eğimli bir arazi üzerinde yapılmıştır. Kuzey-güney doğrultusunda, arazinin eğimi dikkate alınarak yapılan cami kare planlı olup, mihraba dikey beş sahınlıdır. Kesme taştan yapılmış olan caminin üzeri çift eğimli bir çatı ile örtülmüştür. Yalnızca mihrap önü kubbelidir. Arazi konumundan ötürü ibadet mekânını aydınlatan iki katlı pencereler farklı konumda olduğu gibi bu durum duvar örgülerine de yansımıştır. Caminin doğu cephesinin önemli bir bölümü devşirme büyük bloklardan yapılmıştır. Ayrıca bu duvar işçiliği ile tezat gösterecek şekilde de kaba moloz taştan yararlanılmıştır.
Doğu yönündeki girişin iki yanında üstte ikişer, altta da ikişer pencere bulunmaktadır. Çatının hemen altındaki üst sıra pencereler dıştan şebekeli basit dikdörtgen şekildedir. Bunlardan girişe doğru olanlar hafifçe birbirlerine kaydırılmış, alt pencereler uzaktan tek pencere görünümünü vermekte iseler de bu durum büyük bir dikdörtgen pencerenin dilimli kemerle dekoratif bir şekle dönüşmesinden meydana gelmiştir. Bu pencereler iki yandan burmalı gövdeli, volütlü başlıklı birer sütuncukla sınırlandırılmıştır. Bunların üzeri de yekpare mermer blokların oyulması ile beş dilimli bir kemer şekline sokulmuştur. Bu kemerin ortasında da basit bir düğüm ve geçmeler meydana getirilmiştir. Köşelerde asma yaprağı, üzüm salkımı, çiçekler ve rozetlerden oluşan bir kompozisyon da onları tamamlamıştır. Pencerenin üzerinde tek satır halinde bir ayete yer verilmiştir.
Caminin doğu cephesinin ortasında giriş kapısı bulunmaktadır. Ahşap bir sundurma içerisine alınan ve yüksekliği çatı seviyesine kadar ulaşan bu kapıya birkaç basamaklı merdivenle çıkılmaktadır. Mermerden özenli bir işçilikle yapılan bu kapının yan duvarlarını üç sıra, çevresini de tek sıra halinde bir çerçeve çevirmiştir. Girişin üzeri geçmeli, basık bir kemer şeklinde olup, kilit taşının üzerine buket şeklinde bir palmet motifi ile küçük bir kabara, kemer köşelerine de küçük rozetler, çiçek motifleri işlenmiştir. Kemerin üzerinde tek satır halinde sülüs yazılı yapım kitabesi bunun üzerinde de yine bir ayetten alınma iki satırlık bir başka kitabe daha bulunmaktadır. Yapım kitabesinde ismi geçen (El Emiru’l Kebir) unvanı Aydınoğlu Mehmet Bey’in 1312–1313 yıllarında yöreye hâkim olduğunu yansıtmaktadır.Girişin sağındaki üst pencere ise ondan biraz daha farklıdır. Burada yedi dilimli kemer iki ayrı mermer bloğun oyulmasından meydana getirilmiştir. Burada da basit bir düğümlü geçme dikkati çekmektedir. Bu pencerenin üzerinde yine tek satırlı bir başka ayete yer verilmiştir. Caminin bu cephesindeki en dikkati çeken nokta güney cephesi ile birleştiği yerdeki köşelere yerleştirilmiş devşirme arslan heykelidir. Dikdörtgen bir niş içerisinde bulunan bu arslan heykelinin yüz kısmının hatları belli olmayacak şekilde aşınmıştır.
Caminin mermerden devşirme bloklarla kaplı olan güney cephesine üstte dört, altta da üst üste oturtulmuş ikişer pencere açılmıştır. Üstteki pencereler doğu yönündeki pencerelerin hemen hemen eşidir. Alt sıra pencereler ise yine iki kat halindedir. Bunların üzerlerine sivri kemerli daha küçük pencereler yerleştirilmiştir. Üst pencerelerin kenar köşelerinde görülen çarkıfelek ve çiçek dolgulu rozetler bu cephedeki tek süsleme unsurlarıdır.
Caminin batı cephesinin bütününde moloz taş duvar işçiliği görülmektedir. Ancak yapımından sonra bu kısmın değişik zamanlarda onarıldığını gösteren izler de görülmektedir.
Cami ile ilgili olarak Evliya Çelebi, Fuat Köprülü ve İbrahim Hakkı Uzunçarşılı ayrıntı vermemekle beraber üç kapısı olduğunu belirtmişlerdir. Konuyu araştıran Selda Kalfazade köylülerle yaptığı konuşmalarda 1930’lu yıllarda batı cephesinin güney köşesindeki pencerenin kapı olarak kullanıldığını öğrenmiştir. Böylece yapının üç kapılı olduğu da ortaya çıkmıştır.
HAYRETTİN EFENDİ CAMİ - BADEMLİ – ÖDEMİŞ
Hayrettin Efendi Cami,( Korga Camii ) ,İzmir ilinin Ödemiş ilçesine bağlı Bademli Mahallesindedir.
Halk arasındaki söylenceye göre, Beydağ'ın 'Korga' yöresinden Bademli'ye "Arapbaş" adında bir oymak gelir. Oymağın beldeye yerleştiği yere günümüzde Akçalı Mahallesi adı verilir. Arapbaş oymağı önderlerinin torunlarından Hacı Haliloğlu Hayrettin Efendi tarafından çarşının içine yaptırılan bu cami günümüzde tüm heybetiyle ayaktadır ve vakıf kayıtlarında kendi adıyla anılsa da halk arasında “Korga Camii '' olan bu yapı bir 17.yy eseridir.
Kuzeybatısında üstü örtülü ve çatısını ağaç sütunların çevirdiği son cemaat yeri bulunur. Sol tarafta Arz Odası, bu odanın kuzeyinde avluda şadırvanı mevcuttur. Şadırvan ise Hafız Süleyman hayratıdır. Üst kat harim balkon çıkması işlemelidir. Ahşap tavan kiremit kaplı beşik çatıyla örtülüdür. Dış saçaklar Kurtuluş Savaşı'nda Yunan topçusunun hedefi olmuştur. Tek şerefeli minare caminin kuzey doğusunda yükselir. Minareye dikdörtgen planlı caminin içinden çıkılmaktadır..
Hayrettin Efendi Camii geçtiğimiz yıllarda büyük bir restorasyon geçirmiş. Kadınlar mahfilinin yeni ahşap döşemeleri tamamlanmış. Girişin her iki yanında yer alan kadınlar mahfilinin alt kısımdaki sekilerin ahşap döşemeleri yeniden yapılmış. Ana ibadet mekânının ahşap döşemeleri ise doğu ve batıda mahfil hizasına kadar yenilenmiş. Kadınlar mahfilinin alt yüzündeki ahşap kaplamaların yüzeyine ve mahfili taşıyan ahşap ayaklara vernik sürülmüş ve pırıl pırıl olmuş.
Bundan başka caminin eskiyen alt ve üst kat pencerelerinin ahşap doğramaları birkaç açıklık dışında yenileri yapılarak orijinal yerlerine monte edilmiş. Kadınlar mahfilinin ahşap cumbasının, ahşap korkulukları aslına uygun hazırlanarak yerlerine takılmış. Mahfilin alt yüzeyleri verniklenmiş. Ana mekan taban döşemeleri mahfil döşemesine kadar giriş de dahil yenilenmiş. Alt kat pencereleri yeni ahşap doğramalarla desteklenmiş. Üst kat kadınlar mahfili balkon korkulukları da buna keza yenilenmiş.
Mükebbire (büyük camilerde müezzinlerin, son cemaat yerlerinde namaz kılan halka, imamın tekbirlerini tekrar etmek üzere bulundukları yer) ye açılan kapıda komple yenilenmiş. Kâgir cumbanın üst kısmına ahşap doğrama yerleştirilmiş, dolayısıyla da orijinalinden uzaklaşılmış. Son cemaat yerine de yeni ahşap taşıyıcı direkler monte edilerek, üzerine tek kat vernik sürülmüş.
Bu ahşap taşıyıcılar arasında yer alan ayna kemer formundaki Bağdadiler batı-doğu yönünde ve kuzeyde (giriş cephesinde) tamamen yeniden elden geçirilmiş. Yenilenen saçak altı ahşap kaplamalarında yarım yuvarlaklardan oluşan kenar süslemeleri Koruma Kurulu tarafından tespit edilerek, yeni ahşap taşıyıcılar yerleştirilmiş, bu bölümdeki Bağdadiler tamamıyla yenilenmiş. Örtü sisteminin ahşap kaplamaları ise güney köşeden itibaren bütünüyle yeni vernikli olup dikkat çekmektedir.
Cami yenilenmiş haliyle günümüzde ibadete açık olup kullanılmaktadır. Caminin bahçesinde sol tarafta duvara bitişik bir çeşme kitabesi var, çeşmenin suyu akmıyor ama kitabe yerinde duruyor. Kitabede “Sahibül hayrat vel hasenad el Hacı Hafız Süleyman Sene 1880 Rabiulahir” yazmaktadır… Cami yapım tarihi ile ne kadar alakası var bilinmiyor. Çünkü Cami kitabesinde 1171 tarihi yer alıyor.. Bu tarihler Hicri yılına ait tabii ki..
Merkez Ulu Camii
1702 yılında Yenice Köylü Bıçakçızade Mustafa Bey tarafından yapılmıştır. Camii’nin içindeki direkler ağaçtandır. Camii’nin sol üst tarafında kuş sarayı bulunmaktadır. 1852 yılında büyük bir yangın geçirmiştir. Halen ibadete açık ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından tadilatı yapılması talebinde bulunulmuştur.